Üst Reklam

KASIMIN GRİSİ...

Pınar Tarı

Pınar Tarı

KASIMIN GRİSİ...

  • 31 Ekim 2019, Perşembe 7:24

Merhaba kasım! Ve merhaba bıkana kadar göreceğimiz, Kasım'da aşk başkadır yazıları...

Kasımpatıların baharı şimdi papatyalar kış uykusunda masumca...

Ah Kasım... Sonbaharın bitişi, kışın bitişiği. Sert rüzgarlar, üşüten yağmurlar, beni hasta etmeye en yakın mevsim. Ağaçlar çıplak, yüzler mutsuz. 10 Kasım’sa en soğuğu günün, en özlemlisi “Kasımda aşk başkadır; çünkü bize ölümsüz aşkı anlatır”ın en coşkulu yazarları, okurları oluruz sayfalarca, 10’suz her  Kasım’da.

 

Atam rahat uyu..

Kasım elleri üşütür bir eldiven seni ısıtamaz. Ama başka bir el ısıtır sıcaklığı, arzusu sarar bedeni şanslıdırlar başka bir tendeki eli olanlar. O yüzden ay Kasımsa ve bir nedenin varsa... Kasımda aşk başkadır ve kasım sana teğet geçer o zaman...

Her şeyi yöneten doğa kanunları beni  şaşırtmıştır hep. Kasımda müjde gibi sürpriz yaparak pat diye açan hüznün çiçeği kasımpatılar şaka yapıyor olamazlar değil mi? Doğadaki işleyişe dalar giderim bu çiçeklerin zamansızlığında, kış kokusunda, hani bazı şeylerin kokusu vardır ya Kasım’ınki, soğuğun en safı.

 

Kasımpatılar ah siz yok musunuz?

Özlem, bazen sizden kalan, en azından özleminiz terketmiyor bizi...

Ben küçükken bazı çiçekler hala şehirlerde kendilerine sığınacak toprak parçaları bulabiliyorlardı ama krizantem o kadar şanslı değildi galiba... Çocuk aklımla 10 Kasım için açtığını düşünür herkesin bahsettiği ATATÜRK çiçeği o sanırdım; ”Ne şanslı bir papatya” derdim onun için, bir mevsim her mevsimin kahramanı  için açmak.

O yüzden mi bu kadar narinsin? Dokunsam kırılacaksın, seni ne kadar seversem sevecekmişsin gibi beni... Sevmeye bile kıyılmazsın ki, Kasım ayının kelebeği sanki kısa ömründe. Sonra çok bilmiş bir arkadaşım; ”Papatyanın kokoş ve fal tutmak için sabır gerektiren hali” dedi aklım iyice karıştı...

Bir süre sonra krizantemin, kasımpatı olduğunu öğrenmem bunu değiştirmedi. Krizantem hem o kitap kapağının, hem de kitabını elinde gördüğüm kızın ortak anısı olarak kaldı. Kızla aramızda söylenmemiş sözler vardı. Hiç söylenmeden kaldı o sözler. Meğer kasımpatı da bir Akdeniz bitkisiymiş; başka yerlerde pek yetişmezmiş. Böylece krizantemin söylence yanı bitti. Kasımpatıyla krizantem üst üste geldi, çakıştı. Cemal Süreya şaşkınlığında ona da inandım.

 

Kasımın sonbaharda sayfa sayfa grileşerek kışa yazdırdıklarını okur

hayatın nasıl işlediğini de anlarsın sonra; Eylül’le başlayan her mevsim doğurgan bir ana olan doğa hayat okulunda ders gibi notlar tutturur insana, bahar sonu sınavını yapar sonra da, en zorlusundan. İnsanın da asıl işi bu olmalı diye düşünüyorum, kendi kendini doğurmak, her şeye rağmen, potansiyel olarak neyse o olmak, bir KASIMPATI renginde ama ümitlice... Hep içindeki güneşle.

Kasım da şarkılarda hüzünlü doğanın gri renginde, dertli ayım benim yazık sana hüznün kuşları uçarken bağrında griye boyanıyor her kanat çırpınışında. Gök, yer, deniz.

''Diyorum ki: ''Kalbinin bir ucunu bir başkasınınkine teyellemek istiyor insan gök gürültülerinde Kasımın, hepsi hepsi bu. ''Aralıktan korkarak, kışa sensiz dayanamam telaşında.

Sararıp solan doğanın saçları yaşlandı griler kapladı, zaman daha bi ağır ve olgun ve daha titrek, kaplumbağama bakıyorum;

''Yaşlanıyorsun, sonbaharın bitti kışın ayazındasın” diyorum, biliyorum alay ediyor benimle içten içe o an şapşik şey.

Yün patikler, odun kokusu, tüm sıcak çaylar, sıcak sohbetler

inatla yarış halindeyiz bu soğuk mevsimle, annemin rengarenk kış reçeteleri eşlik ediyor derken en sıcağı da onlar zaten bu hastalıklı gride.

Çok üşüyorum hem de çok ve kış uykusuna dalmak; “Bugün beni saymayın” demek istiyorum bazen bütün dünyaya? Ruhumu uyutmak. Dükkanı kapatıp, kapıya "Gittim gelicem" yazısı asmak... Öyle işte. Bazen kendinden bile gitmek ister insan, kendi olma halinden bile izin almak, soğuk havalar, ayaza çalan en keskin halindeyse hele, bir süreliğine hiç kimse olmak. Sonra bembeyaz yağacak sanat eserlerini göremeyeceğim aklıma geliyor telaşla patlatıyorum grileşen hayal balonumu, diyorum ki bırak en uykucu hayvanların işine karışma her şey doğasında aksın, o kış uykusu zaten ebediyen gelecek bir zaman zamansızca, bu isteğimden vazgeçiyorum pat diye Kasımpatı heyecanında.

Kasım veda ayı, geçmişe veda, geride kalan tüm mevsimlere elveda. Mevsimsiz aslında. İçinde yaz da var, bahar da... Oysa sonbahar ayıdır. Kafaları karıştırmakta o yüzden ustadır... Bolca hapşırık çokça iyi niyet. Çokça çok yaşaaa.

Gökyüzü griye boyandı kışın renginde, kararsızlığın, ayrılmanın ve gözlemciliğin rengi gri, iki “renksiz renk” olan siyah ve beyazın evliliğinden doğan bir uzlaşma.

 Huysuz, karamsar, mutsuz bir çocuk.

Ama sağlam ve istikrarlı.

bastırılmış bir ergen,

bir yandan muhafazakâr, sıkıcı ve iç karartıcı; diğer yandan zarif ve resmi, ama asla göz kamaştırıcı olmayan sıradan bir genç kız.

Gri, uyumdur evlendiğinde hangi renge eş etsen yakışır, geleneksel, güvenilir ve pratik bir kadın.

Yani griye biraz yakın olun, akıllıca “...”

Rengi olmayan siyah ve beyaz arasında bir geçit olan, ortak zemini yoktur grinin; ne o tek yol, ne de öteki tek yoldur. Uzlaşın derim başka bir sıcak renge bulanıp kış çok sert çünkü yumuşar belki biraz sayenizde.

 

Gri adına duyduğum en anlamlı cümle;

Bir sorunun doğru cevabı yoksa, tek bir dürüst yanıt vardır.

Evet ile hayır arasındaki gri bölge.

 

“Geceleyin bütün kediler gri görünür.”

 

Bin hasret... Bin minnet... Rast gelsin... Sevgilerimle

 

S ema | 02.11.2019 12:21

Güzel yazıyor kalbinden geldiği gibi saf temiz kutlarım

Kudret tari | 02.11.2019 19:44

Özellikle tercihlerin gençler mi pınar

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1