EYLÜL’ÜN TURUNCUSU

Pınar Tarı

Pınar Tarı

EYLÜL’ÜN TURUNCUSU

  • 03 Eylül 2019, Salı 21:59

Sarılmanın, sarınmanın, sarmalanmanın mevsimi geldi.

Düşünüyorum da,

senenin gerçek başlangıcı Eylül sanki... Yılbaşı bahane gibi geliyor bana...

Yılbaşı senenin başlangıcı olarak alınsa da hepimiz biliyoruz ki yeni bir sene, yeni bir dönemin asıl başlangıç tarihi Eylül’dür.

Eylül muhteşem dönüşlerin zamanıdır.

Yeni kararlar alınır; fakat bu kararlar yılbaşındaki tutulan dilekler, niyetler, dualar gibi yeni yıla yüklenen ve beklenen değildir; heyecanla, umutla, Eylül işleri gerçekleştirmenin, kararları uygulamanın ayıdır.

Hüznün, aşkın, özlemin, yaşamın, terk etmenin ve edilmenin, sevmenin ve sevilmenin, ilk heyecanların minik gözyaşlarında anne kucağından ayrılmanın, kazanmanın ve kaybetmenin, yitirilenlerin kısacası hayatın sembolüdür Eylül. Saçlarıyla uyumlu simsiyah gözleri olan ama uçsuz bucaksız denizlerin mavisinden bakan bir kızdır Eylül. Eylül mütevazidir, huzurludur, sakindir, durgundur. Eylül insanın kalbindeki tüm duygulardır.

“Her ömrün bir Eylül'ü vardır... Onca yaşadım... Şimdi bildim” diyen Murathan Mungan’dır.

Kışın karlı soğuk ayazında bütün suçluluğunu bilmeye başlayan yoldaşı ağustos böceğine, kapıyı açmayan vefasız karıncanın yuvasına çekilmeye başladığı yürümelerin ilk adımlarıdır Eylül.

Evlat edindiğiniz yaşamda kendisine yer açılan usulca gelip ayaklarınızın dibinde uykuya dalmaya başlayan bir kedinin hırıltısının sesleri ondadır...

İşte biraz çok biraz az böyledir ayların en güzeli, en sancılısı, en hüzünlüsü ve en utangacı olan Eylül...

Derler ki bütün mevsimlerin amacı da Eylül'e varmakmış... En çok da yaz varmak istermiş... Bunun için önüne ne çıkarsa süpürürmüş Eylül'e doğru... Çünkü onun aklı Eylül'deymiş... O, Eylül'e sevdalıymış.

Şairler de Eylül'e sevdalıymış... Eylül'ü beklerlermiş yazmak için... Eylül'ün hüznü, ayrılığı, özlemi, hasreti, sancısı gelip konuverirmiş

Birhan Eroğlu'na konduğu gibi

Eylül gibi bir şey istiyorum ben;

Yakmasın

Üşütmesin

Sarı-yeşil olsun

Sarı sabrım

Yeşil dileğim olsun

Rüzgarı ılık essin

Yağmuru huzur versin

Şu telaş

Şu kavga

Şu ayrılık

Şu acı bitsin

Güneş umuda doğsun

Bağlar bozulsun

Üzümler şarap olsun

Toprak bereketlensin

Doğa arınsın temizlensin

 

Eylül gelsin

 

Sonbaharın hüznü

Ruhumdaki hüznün

Hakkını versin

Diğer mevsimler kenara çekilsin

Sarı-yeşil bahar gelsin

 

Eylül gelsin

Eylül gelsin

Eylül gelsi

Eylül gels

Eylül gel...

 

Yazın son günlerini serin bir esintiyle yaşatır Turuncu turuncu...

Turuncudan esinlenenler her zaman hareket halindedir sarının neşesi ile kırmızının uyarması sonucu ortaya çıkan fiziksel enerjinin bileşimiyle sıcaklık ve mutluluk yayan bir renktir Turuncu, macera ve sosyal iletişimin rengidir, ait olduğu Eylül gibi. Aynı zamanda, söyleyeyim; turuncu, iştah açıcıdır. Mutfak masanızda daha fazla insanı tutmak istiyorsanız ortamı turuncu renkle donatın, onları uzun bir süre mutfakta tutar, konuşturur ve yedirir. Ama bu iyi bir şey mi bilemedim karar sizin :)

Sadece ince bir hırka gerektiren tatlı bir serinlikle yaz ruhunu da devam ettirir. Hava muhteşem, ortam muhteşem, turuncu Eylül muhteşemdir. İnsanın orta yaşı gibidir, ömrün geri kalanı gibidir gençliğinden kalan izlerle yaşlanmanın kattığı çizgilerin arasında, yazla sonbaharın arasında bitmek istemeyen bir zaman dilimidir Eylül, yaprakların kurumasındaki hazan sesinde çıtır çıtır, damar damar ellerinde okur kendi Eylül’ünü insan...

Eylül bir geçiş ayıdır; yazın yerini yavaş yavaş sonbahara bıraktığı zaman aralığıdır. Ayın ilk yarısında tasasız ve neşeli yaz günleri hakimiyetini sürdürürken ikinci yarıda yapraklar düşmeye, sonbahar gelmeye başlar.

Zaman romantizm vaktidir!

Yaz aşklarının imtihanıdır diğer yazı çıkartıp çıkartamayacağı bu günlerde belli olur. Ya da hayatınızın aşkı yan masanızda latte içiyordur.

Herkes şehre toplanır

Yazın ortadan kaybolan herkes şehre döner! Özlediğin insanları görürsün, özlem giderirsin, bir akşam Pelin’le şarap, diğer akşam Ferit’le rakı içersin. Yaz boyu toplanan anılar, hikayeler anlatılır; Eylül akşamları bambaşkadır.

Eylül’de çalışmak da çok güzel öğrencilerimle kavuşmanın heyecanı aklımda yüzlerce proje onlarca çocuğa vereceklerimin heyecanı kalbimde pın pın kalp atışımdır Eylül.

 

Turuncu gökyüzü  eşliğinde yeşilin sarıya dönen renginde doğa yürüyüşü tadından yenmez; denize de hala girilir güneşle tenin dost olduğu aydır Eylül.

Annelerin asıl tatilinin başladığı aydır, gülümseyerek yazdım bu cümlemi biliyorum ki birçok anne  gün sayıyor ‘okullar bir açılsa’ diyenler de gülümseyerek okuyor şu an, çünkü okula dönüş vaktidir Eylül.

 

Alpay’ın Eylülde gel dediği sevgilidir

 

Etraf hala biraz yeşil ve sarının her tonunu içeriyor en çok turuncu, hafif esen bir rüzgar ve huzur... yürüdükçe ayaklarına sarılan sarı yapraklar dansa davet eder gibi kırmayın yaprakları... işte bu Eylül...

 

Kanat çırpmaya başlayıp uzak kentlere doğru gitmesini bilen kuşların ilk gitme halleri ondadır...

O kuşlar da göçüp gidince, önce bir bir, sonra hep birlikte yeryüzü toprağına düşmeye başlayan yaprakların sahibi ağacın kimsesizliği ondadır... Toprağa ilk düşen gözyaşının bulutu ondadır.

“Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur,

Eylülde her şey zordur, ben eylülü onun için severim…”

Diyen şair gibi eylülde her şey zor ve güzeldir.

 

Her Eylül Bir Başlangıç Seç bir eylül, gel. Sıra sende….

Bin minnet... Bin hasret... Rast gelsin Sevgilerimle

 

Ülkü elma | 04.09.2019 10:54

Çok sevdiğim turuncuyu, hep hüzünlendiğim Eylül’ü nasıl güzel dökmüşsün kağıda... kalbin aşk dolsun kadın...

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1