Üst Reklam

AĞUSTOS’UN KIZILI

Pınar Tarı

Pınar Tarı

AĞUSTOS’UN KIZILI

  • 13 Ağustos 2019, Salı 15:16

Alabildiğine buharlaşıp sonra tekrar yere damlamak için mükemmel bir gün... Gece olup da, Ağustos böcekleri konser vermeye başlayınca "Orkestram başladı" diye zevkle dinledigim, hüzünlü hikaye...

Ağustos böceklerinden her rahatsız oluşumuzda artık gülümseyeceğimiz bir hikaye bu.

Böcek olmak bu kadar keyifli olmalı cır cırlarca şiirler ve şarkılar kısa ömrünün ağıtı mı? Ondan mıdır ki kulak tırmalar bu kadar...

Tüketmeye  çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın-mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir… Geçmişte olan olaylar üzerine yoğunlaşmanın yükünüzü artırmaktan başka faydası yok ki . Yüzümüzü geçmişe dönmek yerine geleceğe bakmak... Ağustos böceği de böyle düşünmüş olacak ki ‘’Günleri saymayın, sayılmaya değer günler yaşayın’’ diyor bence o çığlıklarda avaz avaz 17 yıl toprak altında beklemenin sabrında, Ağustos kızıllığında... Hani o “Cır Cır böceği” dediğimiz böcek.

La Fontaine’in fablında “Çalışkan Karınca” ile karşılaştırıp haksızca müebbet tembellik lakabına çarptırdığı böcek. İster Cır Cır böceği deyin, ister Ağustos Böceği, gerçek hayat hikayesini bir bilseniz... Okuduğumu sizinle paylaşıyorum; Anne ve babası onu bir pirinç tanesi yumurtacık olarak dünyaya getirir. Toprağa bırakır. Toprağın altında, gözlerinin açılmasını, kanatlarının oluşmasını tam 17 sene sabırla bekler. Hiç ses etmeden, kimseciklere görünmeden 17 yıl! Kimsecikler o bastığı toprağın altında, sabırla gün ışığına kavuşmak için sessiz sedasız bekleyen Ağustos Böceği’ni bilmez. Bekler Ağustos Böceği. Kanatları olana kadar toprağın altında, karanlıkta sabırla bekleyen -bu kadar sabırla bekleyen- tek türdür Ağustos Böceği. Kanatları da oluşmak için, tek sayılı yılları kollar. Pirinç tanesi yumurtacıktan olma o Ağustos Böceği’nin matematiği hepimizden iyidir yani. Tek sayılı yılları bekler çünkü; Doğa öyle bir dengeye sahiptir ki, tek rakamlı senelerde onunla beslenen canlıların sayısı daha azdır. Ağustos Böceği, ona biçilen kısa süreyi tam ve huzurla yaşayabilmek için, en az saldırıya uğrayacak olduğu tek sayılı yıllarda topraktan göğe çıkmayı bekler. Ne zaman ki, yıl tek sayılı bir yıl olur, ve ne zaman ki kanatları onu toprağın altından göğe ve ağaçlara çıkaracak kadar güçlüdür, dünyaya gelme zamanım geldi der. Tek başına da almaz bu kararı Ağustos Böceği. Onlarcası, bazen de binlercesi aynı anda, anlaştıkları o aynı zaman ve saatte hep beraber kanatlanırlar. Eğer bir Ağustos Böceği’ni yakından inceleme, görme şansınız olursa, kanatlarına bakın. Altın tozları var zannedersiniz. İncecik, narin ve zarifçecik altın tozlu simleri olan kanatları vardır. O kara toprağın altında, 17 sene, o altın tozlu kanatları büyütür. Topraktan göğe çıkmaya karar verip de hep beraber havalandıklarında, göğe altın tozları serpiyorlar sanırsın adeta. Hiç şahit olmadım; ama görenler mucize diyorlar, inanıyorum onlara. 17 senede onu yerden göğe uçuran bu altın tozlu kanatlarıyla, kimi zaman sadece 2 haftacık bir ömrü var, kimi zaman türüne göre de 12 yıl. O da eğer, başka bir cana yem olmaz, ilaçlanmadan zehirlenmezse.

Hayatta hiçbir şeye zararı olmayan, hayata gelmek, gün yüzü görmek için sabırla bekleyen bir candır Ağustos Böceği. Bir ağacın gövdesinde, aramazsan bulamadığın, gördüğünde ihtişam ve zarafetine inanamadığın bir candır. Kanatlarına çalan güneşle parlayan altın tozu simlerine baka kalınca, elbet beni anlarsın. Erkeği dişisine, dişisi erkeğine hayatta olduğunu, aşık olup çoğalmak istediğini anlatmak için müzik yapar, cır cır cır. “Bunca yıl sabırla bekledik, topraktan beraber çıktık güne. Kanat çırptık, altın tozları serptik göklere. Aşkla yaşamak istiyorum seninle...” diye diye, aşk şiirleri yazıp söylüyorlardır belki de. Sesleri, müzikleri, o bitmek bilmeyen şarkıları bana aşkı, sabrı, hayata gelmenin, hayatta kalmanın iradesini ve gücünü hatırlatır her yaz...

Göğe kavuşmak, kanatlarını çırpmak için bir canlının karanlığa bunca yıl dayanabildiğini, aşk için bunca saat, gün, ay bazen de yıl boyu müzik yapabildiğini düşündükçe... Gülümsüyorum.

Bu Ağustos

Ağaçlarımın dibinde, kulaklarımı sağır edecek kadar güçlü Ağustos Böcekleri senfonisi eşliğinde yazıyorum.Ağustos Böceğiyim ben de.

Sabırlı, hayata bağlı, altın tozundan kanatlı...Cır cır

“Ağustos'un rengi dünyanın her kıtasında başka olur” diyordu kaptan Cousteau.

...kızıl bir Alev  gibi yanarken gökyüzü ılık ılık esen rüzgar, ara bulucu gibi suyun asiliğinde ....

Sevdiğinin kokusundan bir an uzaklaşınca burnu sızlar ya insanın... Onun olduğu her alan oksijen çadırın olur ya... Birlikteyken bile buram buram özler ya insan... Yokluğunda tat vermez yaptıkların, eksilir elin ayağın bağlanır ya sanki... Hep yanı başında olsun, gözün gönlün en yakın mesafede dursun istersin ya... Karşına alırsın tüm dünyayı, uğruna feda edersin geçmişi, şimdiyi, geleceği...

Onsuz yaşamak, nefessiz kalmaktır ya... Hani elinde olsa kendi kalbini yerinden söküp, kontrol etmek istersin ya... Onunla beraberken can bulur, tazelenir, başına gelen her bela sana vız gelir ya... Kızıl öyle bir tutkulu renk. İşte gökyüzü yeryüzüne aşkını ancak bu kadar yakarabilir alev alev yarin saçının rengi ya da bir kızıl gonca dudağı...

Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır KIZIL. Orta ikide sınıfın en güzel kızı Seniha’ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”

Kim içini cayır cayır yakan bir aşka teslim olmaz ki? Kim kendi sonunu, sonsuz bir aşk hevesine harcamaz ki? Kim o kızıllıkta boğulmaz ki, kızıllığın hırçınlığında bedel ödeyip ömür adanmaz ki?

Ne mutlu ruhu tarifsiz yakarışlar yaşayana!

Unutmayın; Ağustos böceğininki gibi başlayan duygular olmasa, sol yanınızda bir kalbiniz olduğunu keşfedemezdiniz.

Ve bir gün tahtaya ‘Kızıl Mısralar’ diye bir şiir yazan Süreya olursunuz “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu’’.

Hadi gelin bu Ağustos sevdiklerinize kızıl bir gün batımında cır cır serenatlar yapın, birbirinize  kanat olun çırPINARak...

Bin minnet... bin hasret... rast gelsin... Sevgilerimle

 

Aphrodite | 16.08.2019 17:44

Cırpinarak olurler ama agustos sonunda

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1