Üst Reklam

SEVGİLİLER GÜNÜ?

Özler Candarlı

Özler Candarlı

SEVGİLİLER GÜNÜ?

  • 14 Şubat 2019, Perşembe 13:33

“Bil ki sevgi makamı çok şerefli bir makamdır. Gene bil ki sevgi var oluşun aslıdır.” Muhiddin İbn Arabi

 

Bütün şarkılar onun için yazılır. Bilinen çoğu hikaye aşk hakkındadır. İnsanlığın ortaya çıkışından beri sanatın en büyük ilham kaynağıdır aşk. En muazzam hareket kaynağıdır. Ferhat’a dağları deldirir, Mecnun’u çöllere düşürür, Romeo ve Julliet’i intihar ettirir. En büyük eserler aşk için yapılmıştır. Hatta en büyük bilgeler evrenin aşk için yaratıldığından bahsederler... Ne midir aşk? Sen ne anlıyorsan odur.

Fakat günümüzde sığ bir cinsel arzu ile sınırlandırılan, birden çok insan için aynı değerde kullanılan sıradan bir kelimeye dönüştü. Bu kelimeyi kullanırken değerinden ne kadar geride olduğunu çok iyi biliyorum. Günümüzde duygusal ilişkiler isimlerle, sınırlarla ve popüler kavramlarla ‘mış’ gibi yaşanıyor. Fakat “aşk”ın sınırları yoktur. Matrix’e ait hiçbir illüzyonik ya da sahte kavramla çerçevelenemez. Egoların ihtiyaçlarını karşılamaz aşk. Sahip olunamaz. Nitelendirilemez. Sınıflandırılamaz. Eğer kalbinin önündeki engeller, sınırlar, korkular yeterince temizlenmişse seversin ve bu yeterlidir. Sevilmek şart değildir. Sevebilmek bir insanın sahip olduğu en büyük kabiliyetidir.

Muhiddin İbn Arabi’nin “İlahi Aşk” eserinde aşk hakkında şöyle bahsedilmektedir;

“Hakk, âlemden müstağni olmasına rağmen, kulu O’nu sevince kuluna kavuşmak için ona koşarak gitmektedir. Kulunu, Kendine öylesine yaklaştırmaktadır ki kul O’nun meclisine girmektedir ve o kulu, meclisindeki seçkin varlıklar arasına sokmaktadır. Öyleyse, seni birisi sevdiği zaman bu sıfata en layık sensin demektir, çünkü seni seven sana kendisine efendilik etme hakkını vermekte ve kendi nefsini senin tahakkümüne, egemenliğine bırakmaktadır. Öyleyse, eğer sen de akıllıysan sevginin kıymetini, aşkın gücünü, seni seven varlığın değerini bilmen gerekir; ayrıca ona kavuşmak için, Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanarak, gayret göstermen ve acele etmen gerekir. Çünkü O, o sevgiyle yarattı seni; o sevginin bir dengi, bir benzeri kesinlikle yoktur, ebediyen de olamaz. Çünkü O’nun yaptığı her şey sevgiyledir, sevgidendir, İlk önce de onunla başlamıştır işe; dolayısıyla her şey o sevginin bir sonucudur; ta ilk baştan beri, seni o sevgiyle sevmektedir.”

Günümüzde hangimiz bu tecrübeyi yaşadık bilinmez fakat bilinenin ötesinde bilmediğimiz muhteşem bir şey olduğu kesin. Acı ve zorluklar içinde esaret içinde olduğumuz bu öğrenme gemisi saniyede 630 km hızla bilinmeyen bir destinasyona doğru giderken bizler neyin peşinden gidiyoruz acaba?

Günümüzde aşkın en büyük temsilcilerinden biri Mevlana Celaleddin Rumi dergahının kapısını çalıp öğrenci olmak isteyen birine önce aşık mısın diye sorarmış. Hayır değilim diyenlere git aşık ol sonra gel diye geri gönderirmiş. Öyle ya bir insandaki muhteşemliği fark edemeyen, onunla bağ kuramayan biri nasıl olup da görmediği bir yaratıcıya sevgi duyabilecekti. İnsan tanımadığı, deneyimlemediği bir duyguyu nasıl bilebilir?

Birini sevmenin yolu önce kendini sevmekten geçer. Kendini sevdiğini nasıl anlarsın? Bir insan kendine nasıl davranıyorsa başkalarına da öyle davranır. Bir kişinin size olan tutumu aslında kendine olan tutumudur. Hayatında hiç şeftali yememiş birine şeftalinin tadını anlatabilir misiniz? Aşk tanımlanamaz. Sadece deneyimlenir. Ben kendi adıma hayatımda ilk kez kızımla tanıştığımda tanımadığım bir sevgi formu ile karşılaştım. Onda kendimi gördükçe kendimi onu sevdiğim kadar sevmediğimi fark ediyordum. Onda bana benzeyen ne varsa kendimde onları tekrar sevmeyi deneyimledim. İşte ayna etkisi budur. Aşk sevdiğinin gözlerinde kendini görmektir. Aşk kendini deneyimlemek, kendini sevmektir.

Siz kendi yüzünüzü ayna olmadan görebilir misiniz? Ancak aynaya bakarak yani karşınızdakinin yansımasında kendinizi anlayabilirsiniz. İşte Mevlana’nın bahsettiği ayna etkisinin en son noktası eş ruhlar, ruh ikizleri, aynı ruh olma konsepti burada ortaya çıkıyor. Sevdiğinle sen aynı ruhun iki farklı bedenle ortaya çıkmasıdır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın maddedeki tecellisi eril ve dişil formu, feminen ve masculen formu olarak ortaya çıkar. Bu birlik ilahi aşk yolunda bütüne ve insanlığa katkı olacak yaratımı sağlayacaktır. Bu birlik iki damlanın birleşmesi benlikten vazgeçmek hiç olmayı deneyimlemek olacaktır. Önce bir kendinden vazgeç bakalım başka bir damla ile birleş. Onu yapabilecek misin? İki damladan başka bir damlaya dönüş ki sonra okyanusa geçebilesin. İçinde okyanus barındıran damladan okyanusun bir parçası olabilesin. İşte bu deneyimi seçenler kendi egolarından özgürleşebilen, “hiç” olmayı başarabilenler için büyük bir süreç gereklidir. Düşük titreşimli, ego kaynaklı acı ve duygulardan temizlenmek için değersizlik korkusu, ölüm korkusu, kaybetme korkusu, başarısızlık korkusu, yetersizlik korkusu gibi kök korkularla yüzleşmek ve arınmak gereklidir. Gerçek sevgi deneyimi ancak ve ancak bu temizlik yapıldıktan sonra ortaya çıkacaktır. Daha sonra karşınıza çıkan eş ruh sizin aynanız olup ruhsal gelişiminize katkı olacak deneyimler yaşatacaktır. Burada size düşen ilahi plana teslim olmak ve hiçbir şeyi yargılamamaktır. Sadece gözlemleyerek kendi gelişiminize odaklanın. Yaşadığınız her seviye sınavda ne kadar erdemli seçimler yaptığınızı ve kalbinizi takip ettiğinizi gözlemleyin. Yaratıcı sizi aşama aşama aklınıza gelmeyecek şekillerde test edecek. Bildiğiniz inandığınız her şey alt üst olana kadar. Bu yaşadığımız holograma kapılır titreşimi düşürürsek her aşamaya baştan başlayacağız. Ama seviyeleri azimle aşarsak oyun git gide zorlaşacak. Ama sen sevdiğinin gözlerinde kendini görecek, onun içindeki tanrısal varlığa aşık olduğunu bileceksin. Karşındaki kişi aslında yaratıcının kendini gösterme şekli olduğunu kavrayacaksın. Onu severek Allah’ı sevmeyi deneyimlemiş olacaksın. 

Sizlere illüzyonda aşkın konuşulduğu gün vesilesi ile sevgi dolu, iyilik dolu günler diliyorum. Ve şöyle bitirmek istiyorum; “Çok sev ama sevgililer günü hediyeni bir ihtiyaç sahibi çocuğa ver ki kalbindeki gerçek mutluluk senin olsun”.

 

 

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1