Üst Reklam

OKUYARAK ÖĞRENELİM AMA SEVEREK YAŞAYALIM

İrem Çeviker Maraşlı

İrem Çeviker Maraşlı

OKUYARAK ÖĞRENELİM AMA SEVEREK YAŞAYALIM

  • 02 Aralık 2019, Pazartesi 15:16

Babaannemi ziyaretten dönüyorum. Genelde çok neşeli geçer görüşmelerimiz, tanıdığım en neşeli, en kendisi ile barışık, en verici kadındır aslında, ama bu sefer ilk defa bana bulaşık makinesini nasıl çalıştırdığını unuttuğundan bahsedince etkilenerek ve biraz duygulanarak, yola koyuluyorum.

Yolda, sadece bir gün, yeniden, dedem ve babaannemle birlikte olma şansı ne güzel olurdu diye düşünüyorum, o küçük kız çocuğu olarak, yine bir şansım olsa… Nasıl hissettireceğini hatırlamaya çalışıyorum.

***    ***    ***

‘Dedemle neşe içinde bahçeyi suluyoruz, bana bir yandan çiçekleri anlatırken, bir yandan da hortumla ıslatmaya çalışıyor beni bahçemiz, mis gibi toprak kokusu, dut ağacımız, olgunlaşmaya başlayan armutlar. Balkondan bizi sevgi ile izleyen, babaannem; yine çok şık, o hep şık… Sokakta insanlar, beni gördükleri zaman; ‘babaannesi gibi şık olacak İrem’de diyorlar’ gururlanıyorum Hakikaten şık, bakımlı, hayata, sımsıkı bağlı bir kadın! Bir an neşesiz, bir an kötü, bakımsız görünmüyor, aynı şimdi olduğu gibi. Üzerindeki, laciverte çalan mavi bluzu ile öyle güzel ki… Bahçe sulama işi bitince, haftalık görevim olan; lavaboyu ovalamaya gideceğim bu her hafta benim görevim. Dedem prensipli, çalışkan, sorumluluk sahibi  - eski toprak - dediklerinden, sorumluluk sahibi olmam adına, bana, minik görevler veriyor. Buda onlardan birisi. Nasıl keyifle temizliyorum o lavaboyu, anlatamam. Evin lavabosunun, sayemde hijyen olduğunu bilmek hoşuma gidiyor, ‘işe yarıyor’ hissettiriyor herhalde kendimi akşam yemeğinin mis kokusu yayılıyor mutfaktan, o küçücük mutfak, babaannemin sevgi ve neşesi ile saraylara taş çıkartıyor. Harika yemekler var akşam; tarhana çorbası, metaze (Çerkez mantısı) bol lahana turşusu, bahçeye bakan yuvarlak masamızda, bol sohbet eşliğinde, dedeme heyecanla sorular soruyorum; düzenli olarak kütüphanesinden, okumam için verdiği kitapları, iyi okuduğumu belli etmeliyim, tanıdığım en kültürlü entellektüel adamın sevgisine layık olmalıyım sanki o hep okuyor çünkü, altını çizerek, tekrar ederek, arka odadaki kütüphanesinde saatlerce, kabuğuna çekildiğinde, bir şeyleri bahane edip gidiyorum yanına, öğrenmek istiyorum, o hep anlatsın istiyorum… Yemek merasimi bitince yataklı kanepenin altındaki çanağa koşuyorum. Ben haftalık ziyaretime gelmeden önce, dedem doldurmuş içini, en sevdiğim abur cuburlarla, bakalım bu hafta ne almış diye heyecanla bakıyorum. Haber saati sessiz olmalıyım, babaannem de bende, hatta evde kim varsa sessiz olmalıyız. Dedem için en önemli saatler, o saatte çalan telefona bile sinir oluyor o derecede gündemi takip etmeli, Dünya’dan ve Ülkemizden her daim haberi olmalı. Ara sıra, babaannemle, göz göze gelip, gülüşüyoruz, ya da sessizce, işaretlerle anlaşmaya çalışıyoruz. Birazdan TRT’de, her hafta izlediğimiz, Türk Sanat Müziği konseri başlayacak. Haberlerden sonra, dedem, kuruyemişini, meyvesini, cin toniğini hazırlıyor. Neşe içinde hep beraber şarkılara eşlik ediyoruz. Tarifsiz bir aidiyet, tarifsiz bir huzur hali… Bir odada; dedem, babaannem, ben ve TRT’deki Türk Sanat Müziği Konseri… Bugün bile hala gözlerimin dolmasına sebep oluyor!’

***    ***    ***

Sevgiyi, koşulsuz sevgiyi hissetmek, sanırım insanın, o hep aradığı, bütün olma hissine kavuşmasına yardım ediyor. Ve sanırım, bu sevginin en baş aktörlerinden birileri de; her çocuk için anneanneler, babaanneler ve dedelerle şekillenen bir süreç oluyor!

***    ***    ***

Şöyle zamanda yolculuk yapma şansın olsa, hangi zamana tekrar gitmek istersin acaba? Sana lütfedilen bir günlük hediye olsa…

***    ***    ***

Sevmek için hala fırsatı olanlar…

Sevginin, tadını doyasıya çıkartmak lazım…

Sımsıkı sarılmak lazım…

Henüz vakti varken…

Haykırmak, dile getirmek lazım…

‘Seni Seviyorum’ demekten korkmamak, dokunmaktan gocunmamak lazım…

Nene, dede, kedi, köpek, ağaç, çiçek, böcek  her ne ise…

Sadece sevebilmeyi öğrenebilmek lazım…

***    ***    ***

Geçmişe dönüp bakıldığında; geriye en çok o his kalıyor çünkü.

O ‘bütün olma hali’ kalıyor, o ciğerine dolan sımsıcak huzur kalıyor.

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1