Üst Reklam

Corona Günlerini Değerlendirme Kılavuzu

Burcu Kavasoğlu

Burcu Kavasoğlu

Corona Günlerini Değerlendirme Kılavuzu

  • 31 Mayıs 2020, Pazar 21:55

Corona Günlerini Değerlendirme Kılavuzu

Bir anda kendimizi bir bilim-kurgu filminin orta yerinde bulduk değil mi? Sahne açıldı, evdeyiz. Üstümüzde dizlenmiş pijamalarımız, dip boyamız / ense traşımız gelmiş, balkonda ya da camda boş sokağa boş boş bakıyoruz. Haldır haldır bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar nerede? Aaaa dur, 2 kişi gördük. Ne oluyor yahu, o suratlarındaki maske de neyin nesi? Plastik eldiven mi giymişler?
Böyle başladı film, baya da uzun sürecek gibi görünüyor. İyisi mi popcorn-içecek alalım. Başka türlü bitmez bu…
Ne oldu dünyayı kurtarmaya çalıştığımız işlerimize? Hani bizim çocuklar ordinaryus olma yolundaydı okullarında? Yandı mı tiyatro biletlerimiz? Beklediğimiz film de girmez artık vizyona, ya bayram tatili için organize ettiğimiz beş yıldızlı otelimiz bizsiz ne yapacak? Ahhh, dünyanın sonu geldi, selam verip perdeyi kapatalım…
Yok yok kapatmayalım. Durun yahu, şans eseri ya da bağışıklığımıza kuvvet henüz virüslenmedik çok şükür. Koronalanmayacağımızın garantisi yok. Önlemimizi aldık, evdeyiz. Neler olacak bekleyip göreceğiz de hayatımızı bekletemeyiz. Günler haftalar geçip gidiyor.
Sizi bilmem ama ben karar verdiiiiim ( fonda Şebnem Ferah- yazarken aklıma geldi) Evet evdeyiz, evet ara ara sıkılıyoruz. Ama nolur bunu her düşündüğümüzde aklımıza evde sevdikleriyle olmak isteyen ama görevi başında bizim sağlığımız için emek veren sağlık çalışanları gelsin. Şımarıklığı bırakalım…
Bu sürede kendi hayatım için büyük, belki sizinkiler için miniminnacık adımlar attım. İlham olur bir ihtimal diye ya da bundan seneler sonra Ali Efe’ye ”sen daha 5 yaşında yoktun. Biz ne virüsler gördüydük ama hayatımızı da gözden çıkarmadık”diyebilmek için yazılı dursun diye bir kaç satır karalamak istiyorum.
    •    Sabah alarmsız, stressiz uyanmanın keyfine varıyorum. Evet değişen bir şey olmadı, evet hala kargalarla aynı saatte kalkıyorum, daha doğrusu kaldırılıyorum ama alarm hayatımdan çıktı. Büyük lüksmüş. İlk günler evde pijamlarımla dolaşmanın keyfine vardım ama sonra şunu keşfettim : Bütün gün aynı kostümle gezmek insanı depresyona sürüklüyormuş. Aynanın önünden her geçişte kontrolden çıkmış saçlarımı ve dizlenmiş pijamalı halimi hiç beğenmedim. Şanslıyım ki benim bey evde değil bu süreçte ( illa trajediden kara komiklik çıkaracağım ya) 3. gün kendime geldim ve hemen dolabımın bir bölümünde smart-rahat ev kıyafetleri bölümü yaptım. Aslında bu evde olma hali iyi de oldu, biriken ütüler vardı. Gerek kalmadı ????
    •    Uzaktaki yakınlarla ”ayy çok yoğunum, gün nasıl bitiyor anlamıyorum”bahanelerini bırakıp daha çok görüntülü konuşmaya başladım. Hatta uzaktan oynanabilecek oyunlar da keşfettim, henüz fırsat bulamasam da deneyeceğim.
    •    Evde spor yapmaya başladım. Evet yazarken ben bile inanamıyorum ama oldu. 1,5 senedir haftaiçi her sabah kendimi zorla spor salonuna sokup mecbur kalıp spor yapıyordum ama şimdi ev konforunda yapıyorum. Youtube çok muhteşem bir nimet, bazı kanallar buldum. Aşırı eğlenerek spor yapabiliyorum. Kendimi kocamaaaan alkışlıyorum. Merak edenlere tavsiyede bulunabilirim.
    •    Evdeyim diye abur-cuburun dibine düşerim sanmıştım. Bilakis paketli gıda ya da karbonhidrat tüketimim can korkusuyla neredeyse sıfıra yaklaştı. Kendi karantinamın ilk gününde güzel bir market alışverişi yapmıştım. Tüm öğünleri kendim evde hazırlıyorum, ne yediğimi-içtiğimi kontrol edebiliyorum. Aynı şey Ali Efe için de geçerli. Mutfak o kadar da sıkıcı bir yer değilmiş.
    •    Virüs öncesi haftasonları Ali Efe için hangi programları yapacağımı şaşırırdım. Aman çocuk sıkılmasın, aman kaliteli vakit geçirelim, aman yeni bir şeyler görsün-öğrensin kaygısıyla kendimi paralardım. En büyük korkum çocuğu evde nasıl tutacağımdı. 3 gün sonra kendi haline de bırakılması gerektiğini, yalnız oynarken daha yaratıcı olduğunu, ara sıra da ”sıkıl çocuuum” ifadesinin ne kadar faydalı olduğunu tecrübe ettim. Günün bazı saatlerinde etkinlik-oyun dışında ayrı ayrı vakit geçiriyoruz. İkimizin de keyfi daha çok yerinde böyle.
    •    Çok güzel kitaplar okudum, vaktimi daha verimli geçirir oldum. Hem de evde çocukla. İnanılması gerçekten güç.
    •    En en en önemlisi sağlığımın kıymetini anladım. Lafta değil, o olmadan hiçbir şey yapılamayacağını gördüm hatta gördük.
John Lennon’un şu cümlesi aklımızın bir ucunde hep kalsın : ”Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir” Uygulamalı öğrendik hepimiz sanırım.
Virüs sonrası hayatlarımız nasıl ilerler, bizde ne tür etkiler bırakır bilemem. Benim çıkardığım üç önemli sonuç var:
Birincisi yataktan sağlıklı kalktığımız her güne şükretmek lazım, ikincisi her şeyi planlama takıntısı çok yıpratıcı-hiç gerek yok, üçüncüsü olursa olur suyu,olmazsa bulgur suyu.
Sağlıkla kalın ❤

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1