Üst Reklam

ÇOK MU ÇOK TÜKETİYORUZ?

Burcu Kavasoğlu

Burcu Kavasoğlu

ÇOK MU ÇOK TÜKETİYORUZ?

  • 01 Kasım 2019, Cuma 23:30

Paramızı, zamanımızı, sevgimizi... Hunharca?

Geçen gün işe giderken asansörde bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Kadın çok havalı, üstü başı markalı, bir diğer 'markalı' arkadaşına: "Haftaya izne çıkıyorum. Bir hafta boyunca Bodrum'da şezlongdan odaya kadar gidip geleceğim sadece. Geçen hafta renkli renkli bikiniler ve elbiseler aldım, tüm hazırlıklarım tamam. Herşey harika olacak. Banu da ben yokken neyi nasıl yetiştireceğini düşünsün! Bol bol check in yapıp fotoğraf çekeceğim, yiyip içeceğim" dedi. Kadın bu cümleleri söyleyene kadar asansörde geçireceğim 5 dakikalık zamanda telefonuma gömülmüş, Instagram'da kim, nerede-ne yapmış, ne giymiş kontrolü yapıyordum. Kafama bir beton düşmüş gibi oldum ve o günden beri düşünüyorum. Biz bir hafta güzel şeyler yemek, dinlenmek ve giyinmek için mi koskoca yıl çalışıyoruz? Yanımızdakilerle neden rekabet ediyoruz, onlardan kısa vadeli intikam almak neden hoşumuza gidiyor ya da bir hafta dinlenebilmek için mi onlara katlanıyoruz? Ya da fotoğraf çekip yükleyebilmek için mi geziyoruz?

Düşünsenize, plazada ya da şık bir yerde, herkes bize imrensin diye işe giriyor, sabahın kör saatinde kalkıp 'podyumumuz' için giyiniyor, yazın fit görünmek ve iyi bir poz yakalayabilmek için abuk subuk karışımlar içiyor, havalı görünmek için sanki Türkçe karşılığı yokmuş gibi İngilizce-Türkçe karışık anlamsız bir dilde konuşuyoruz; bir ya da bilemedin 2 hafta havalı bir tatil yapmak için dünyanın parasını ödüyor, sonra o büyük bütçeyi karşılamak için tüm yıl çalışıyoruz? Sahi biz bunu kendimize neden yapıyoruz?

En temel sebebiyle iyi bir hayatımız olsun, rahat edelim diye onlarca yıl okulda dirsek çürütüyoruz, işe giriyoruz, bilmem kaç yıl sonra güzel para kazanmaya başlıyoruz. Sonra o paraları o ortamda hayatta kalmak için harcamaya başlıyoruz. Daha önce İstanbul'da tecrübe ettim, şimdi İzmir'de kesin hükmümü veriyorum: Plazada kariyer yapmanın hatrı sayılır bir bütçeye ihtiyacı var. Kazandığınız paraların sizi rahatlatacağı hayalini kurmayın, kazandıkça harcamalarınız da o oranda yükselecek. Zaten ekonomi de böyle demiyor muydu?

Peki şöyle yapsak: Sabah paşa gönlümüzün istediği saatte uyansak, abuk subuk karışımlar değil de gerçek gıdalarla beslensek, en verimli saatimizde keyifle çalışıp üretsek, işimizi tutkuyla yapsak, canımız ne istiyorsa onu giysek ve insanların gerçekten birbirini sevip desteklediği, içimizi açan yerlerde tüm yıl tatildeymiş gibi yaşayıp daha az para harcasak? 2 beyaz t-shirtümüz varsa onu giyip, neden bende siyahı yok demesek? Onlar eskiyince alsak? Markette deneysel çalışma yapmayıp yiyeceklerimizi ve sadece tükenenleri satın alsak? Arabalarımızla sokakları ve ciğerlerimizi doldurmayıp yürüyebilsek ya da bisiklete binebilsek? Çocuklarımızı sınırsız seçenekle büyütüp, tüketmeye alıştırıp, sonra onlar tüketebilsin, bizim gibi 'plazalarda' çalışabilsin diye birlikte geçirebileceğimiz değerli zamanımızı harcamasak, birlikte büyüyebilsek? Bunlar çok mu zor olurdu?

Oralarda benim gibi hayatının ikinci yarısında uyanmış, aynı şeyleri düşünüp sabahın 4 sularında tasalanan birileri daha var mı? Daha iyisi mümkün mü? Şikayet edip durmasak, harekete geçsek? İlk adımımız ne olsun?

 

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alt Reklam
yukarı çık
UA-129422814-1